Acı ve ıstırap içinde kaleme aldığım bu başlık için sizlerden özür diliyorum. Başlığımdaki bir kıyaslama değildir; ki böyle bir kıyaslama, hiçbir matematik, hiçbir mantık ve gönül hesabına uymaz.

İzmir'in Menemen ilçesinde gerici, yobaz, cahiliye şeriatçıları tarafından alçakça şehit edilen yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay, bugün maalesef her şehit haberinden sonra aklımızda ve gönlümüzde canlanıyor.. Her Türk vatandaşı aynı soruyu soruyor. "Askerimizin şehit olduğu yerde taş üstünde taş, baş üstünde baş neden kalıyor?.."

Çok gizli kapılar ve odalar içerisinde sürdürülen Suriye politikası, artık akıl ve zeka sınırlarımızı aşar duruma geldi. Vatandaş olarak bildiklerimiz, sadece Suriye askerlerimiz ve tanklarımız var, onlara destek olarak havadan da bomba yağdıran uçaklarımız orada; bir de hergün gelen şehit ve yaralı haberleri.. Evet... Bu işin siyasi neticeleri hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Sadece bugün 14 kahraman askerimizi şehit verdik, 50'den fazla kahraman askerimiz de -aralarında ağır yaralı olanlarla birlikte- çeşitli hastanelerde tedavi ediliyor.. 

Bu sorular aklıma takılıyor:

- Suriye devletine ve seçilmiş devlet başkanına (Beşar Esad) karşı silahlı ayaklanma başlatanların, bizim ülkemizdeki terör örgütü PKK'dan  farkı nedir..

- Türk Askeri Suriye'de haince şehit edilirken, Suriyeli erkekler Türkiye'de her türlü yüz kızartıcı suçu (hırsızlık, cinayet, çocuk tecavüzleri de dahil tecavüz olayları) nasıl işleyebiliyor.. Piknik, tatil beldelerinde deniz ve kumsal keyfi nasıl sürebiliyor..

- Amacımız mazlumları, kadın ve çocukları kurtarmak ise, zaten Suriye'nin yaklaşık 4 milyon nüfusu Türkiye de değil mi?

- Araplara uygulanan bu iltimas, Arap coğrafyasında soykırıma uğrayan kandaşlarımıza, Türkmenlere ne zaman tanınacak?..

- Dünya ülkeleri, 3. Dünya savaşı eşiğinde diken üzerinde adımlar atarken, Türkiye'nin ana konusu nasıl olur da başkanlık sistemi ve rejim değişkliği tartışılabiliyor.. (NOT: Bundan sadece 15 yıl önce, "Türkiye'de Başkanlık" diyebilen bir kişi vatan haini damgası yerdi.)  Osmanlı İmparatorlu'nun son yıllarında topraklarımızda hüküm süren işgalci İtilaf Devleri'nin, 95 yıl sonra amacına yaklaştığı gerçeği neden görmezden geliniyor...

- "Uyan Türkiye, gerçekleri gör.." deniyor. Peki Türkiye uyuyor mu? yoksa Türk halkı yandaş medya tarafından kandırılıyor mu? ..

Elbette Türkiye uyumuyor, Türkiye yandaş TV'lerle, gazetelerle, hayalperest Osmanlı dizileri ve kahramalarıyla kandırılıyor; Vatandaş kendi cebinden zar-zor ödediği vergilerle inşa edilen beton yapı, yol, köprü ve tünellerle kandırılıyor. Devlet görevlisinin "asli görevi", millete "bahşetmek" gibi geri satılıyor; ve bu asli görev, parasını ödediğiniz bir şeyin size geri satılmasıyla bir dizi halinde sürüp gidiyor..

- Türkiye Bilimde, eğitimde, sanatta, teknolojide, ekonomide, ticarette, çiftçilikte, üreticilikte ve milli savunma sanayisinde milli olamadıkça, yabancı paraya mecbur kalıp, dışarıya bağlı kaldıkça ne kadar ileri gidebilir?

- İmkanları varken dışardan inek ve saman ithal eden bir ülke nereye gidebilir?

- Gelecek genç neslini "teknoloji tüketicisi nesil" olarak yetiştiren bir ülke nereye kadar gidebilir?

- "Dindar nesil yetiştireceğiz" diyen bir ülke, Allah'a kalmış bir ülke olmaktan başka nereye kadar gidebilir?

- Akıl, mantık ve zeka düzeyi gelişmiş, kusursuz eğitim görmüş bir nesil, neden dinsiz nesil olarak algılanır? Üstelik eğitilmiş akıl ve zeka, manevi  dünyasını tam bir inançla oluşturamaz mı, yani daha dindar olamaz mı?

...

Sor-sor bitmiyor, düşün-düşün işin içinden çıkılmıyor. "Suriye şehit askerlerimiz" dedik, konu nereye geldi diyeceksiniz.. Ama aslında ip burada kopuyor. Medeniyetin beşiği avrupa ülkelerinde Türk askeri haricinde başka bir ülkenin şehit olan askerini daha örnek verebilir misiniz? Hayır!

- Biz eğitime, bilime, teknolojiye yatırım yapsaydık, siyasette ve devlet kurumlarında görev alması gerekenler, o işin erbabı olsaydı, yandaşlıkla akrabalıkla değil, liyakatla görevlendirilseydi devletin her kurumda oturanlar, böyle olmazdı. Maraton koşusunda koşacakları, koşucu olarak yetiştirilmişler içinden değil de, halk içinden kurayla veya torpille seçmekten farkı yoktur bu işin.

- Askerimizin sınırımız dışında işi yok; Sınırımız içini temizleyip, kesin ve kati kurallarla Cumhuriyetimize ve 100 yıllık edinimlerimizi korumamıza ihtiyacımız var.. Bu şekilde bir Rusya, bir Çin, bir Amerika, Almanya, İngiltere ve Fransa vd. vd. gibi güçlü üreten söz sahibi bir ülke olabiliriz..

Arap coğrafyasında şehit olan onlarca Türk askeri varken, 1 tane bile Suudi Arabistan veya Katar'lı askerin ölmemesi, şapkanızı önünüze koyup düşünmenize neden olmalı..

1 Türk askeri dünyaya bedeldir! 1 tane askerimizin biryerlerde haksız olarak düğmesi bile koparılırsa, orayı yakın!..