Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor


yayincilar/haber-oku/haber-okux60.jpg Haber Oku / Sehir: Genel
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, sandığa oyunu atarken, sandık görevlisi olan bir kadının, Erdoğan'ın yüzüne bakmaması çok konuşuldu.. Diğer yandan türbanlı kadının ise yanındaki diğer kadının duruşunun aksine 'aşırı' tepkileri dikkat çekti.. Sosyal medyada iki kadın için 'Türkiye'nin özeti' yorumu yapıldı. Yapılan yorumlar arasında, 'Bir tarafta; işve, cilve, naz, utangaçlık, içe kapanıklık, itaat ve teslimiyet, diğer yanda ise dik duruş, onur, kadının itaatsiz özgürlüğü ve gücü, AKP iktidarına yüz çeviriş..' paylaşımı dikkat çekti..

Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Haziran 2019 İstanbul seçiminde oyunu, Üsküdar'da Saffet Çebi Ortaokulu’nda kullandı. Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan, damadı Bakan Berat Albayrak ve kızı Esra Albayrak da eşlik etti.

TÜRKİYE ERDOĞAN'A YÜZ ÇEVİREN KADINI KONUŞUYOR

Erdoğan, sandığa oyunu atarken, sandık görevlisi olan bir kadının hareketleri ise dikkat çekti.

Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

Erdoğan, oy kullanırken, kadının yüzünü yana çevirdiği ve Erdoğan'a bakmadığı fark edildi.

Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

Aynı kadının Berat Albayrak oy kullanırken de başını yana çevirdiği görüldü.

Kadının hareketleri sosyal medyanın da gündemine girdi. Sosyal medya kullanıcıları, kadının özellikle Erdoğan'a karşı tavrına dair birçok yorumda bulundu.

İşte Türkiye'nin konuştuğu o kadın:

HALKEVLERİ'NDEN ÇIKTI

Türkiye'nin konuştuğu kadın, Halkevleri üyesi çıktı.

Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

Halkevleri'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Yıllardır Halkevleri’nde halkın hakları ve kadın özgürlüğü mücadelesi veriyor Rukiye arkadaşımız, 23 Haziran’da sandıkta görev başındaydı. İstanbul halkının onurunu, AKP iktidarına 'yüz çevirişini', kadınların itaatsizliğini temsil etti" diye ifade edildi.

Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

Erdoğan, oy kullanırken, kadının yüzünü yana çevirdiği ve Erdoğan'a bakmadığı fark edilmişti. Türkiye'nin konuştuğu o kadın, Halkevleri üyesi Rukiye Şimşek çıkmıştı.

Rukiye Şimşek seçim günü yaşananları, sendika.org’a anlattı. Ali Ergin Demirhan’ın gerçekleştirdiği söyleşide Şimşek, gösterdiği tepkiyi ve o gün yaşananları aktardı. Sessiz tepkisiyle, büyük ilgi toplayan ve merak uyandıran Şimşek o anları “iyi ki yapmışım” diye anlattı.

İşte Ali Ergin Demirhan’ın gerçekleştirdiği ve sendika.org’da yayımlanan o söyleşi:

23 Haziran İstanbul Seçimi’nin en çok konuşulan görüntülerinden biri de Tayyip Erdoğan oy kullanırken kareye giren diğerleri gibi poz vermek yerine yüzünü ters yöne çeviren sandık görevlisiydi. Sosyal medyada gündeme oturdu, iktidar medyası tarafından hedef gösterildi, muhalif kesimler tarafından ise büyük sempatiyle karşılandı. Akşamki kutlamalar sırasında ise, kendisini tanıyıp yanına gelenlerin selfie yarışına girmesiyle, bu kez gülen yüzüyle sosyal medyaya düşmeye başladı. 

Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor
Erdoğan'ın yüzüne bakmamıştı: Türkiye bu duruşu konuşuyor

Büyük ilgi toplayan ve merak uyandıran o kadın, Halkevleri üyesi Rukiye Şimşek. Bu merakı bir nebze olsun gidermek, yüz çeviren kadının kim olduğunu, o gün ne yaptığını kendi dilinden aktarmak için Şimşek’le kısa bir söyleşi yaptık. “Dünyaya 180 derece farklı baktığım bir insanla aynı karede, aynı yöne bakar halde poz vermek istemedim” diyen Şimşek, bunun bu kadar gündem olmasına şaşırdığını ancak iktidar medyasının hedef gösteren haberlerine rağmen halkın ilgi ve desteğinin cesaret verici olduğunu söylüyor.

-Erdoğan oy kullanırken yüzünü çeviren o kadını herkes merak ediyor. O kadın kim?

2010’dan beri Kadıköy Halkevi üyesiyim. Kadın Savunma Ağı’ndayım. Kadın mücadelesi yürütüyorum.

Seçim günü de Tayyip Erdoğan’ın oy kullandığı okulda sandık görevlisiydim. HDP’nin Üsküdar’da sandık görevlisi açığı vardı. Biz de İstanbul Seninle Kazanacak kampanyası çerçevesinde sandık görevlisi, müşahit gönüllü ağı oluşturuyorduk. Daha önce de yine HDP’ye sandık görevlisi desteği sunmuştuk zaten. İletişimimiz vardı. Oradan aradılar. Orada resmi olarak HDP sandık görevlisi olarak yer aldım.

“O SABAH ÖĞRENDİM”

-O gün tam olarak ne oldu? Bizim basına yansıyan görüntülerde gördüğümüzün öncesi ve sonrasıyla neler yaşandı?

Erdoğan’ın oy kullanacağı sandıkta sandık görevlisi olduğumu o sabah öğrendim. Onun öncesinde sadece o okulda oy kullandığını biliyordum ama hangi sandık olduğunu bilmiyordum. Sabah diğer görevlilerle birlikte okulun kapısında toplandığımızda benim bulunduğum sandıkta oy kullanacağını öğrendim.

Saate 6.45’te içeriye aranarak girdik. Olağanüstü bir güvenlik oluşturulmuştu. Normal kolluk kuvvetleri haricinde Cumhurbaşkanlığı’na bağlı güvenlik görevlileri vardı. Başkanlar dahil bütün görevlileri arayarak içeriye almaya başladılar.

Ondan sonra biz görevli olduğumuz sandıklara gittik. Yeminimizi yapıp, torbayı açıp hazırlıklarımızı yaptık. Tam 8’de de oy kullanılmaya başladı.

-Ve Erdoğan geldi?

Erdoğan yanlış hatırlamıyorsam 12 gibi geldi, bakmak lazım. Ama şöyle bir atmosfer vardı; “geliyor”, “geldi”, “az kaldı”, “şu saatte geliyor”, “10 dakika”, “5 dakika” falan… Bir seçmen kalabalığı oluştu. Sonra bir baktık, pat, geldi. Herkes biraz hazırlıksız yakalandı. Salonda TRT’ye ait iki kamera, teçhizat kurulmuştu. Sonra fotoğrafçıları aldılar, onları yerleştirdiler. Sandık görevlileri haricinde herhangi birini tutmadılar salonda. Herkesi dışarı çıkardılar.

-Erdoğan içeri girdiğinde nasıl bir hissiyat oluştu salonda?

Etrafımdakiler böyle bir heyecanlandılar. “Çok kötü yakalandık… ceketimi giyemedim…” falan.

Normalde başkan denetleme yapar. Sınıfa girişleri, üyelerin çalışmalarını denetler. Kendisi seçmen listesini başına geçip imza attırmaz. Ama bu sefer sandık başkanı seçmen listesinin başına oturup kimlikleri kontrol edip imzaları attırıyordu.

Erdoğan geldiği anda da bir telaş hali oldu. Zaten dört kişi geldiler; eşi, kızı ve damadı da oradaydı.

Yanımdaki kadın AKP’nin sandık görevlisiydi, sağ tarafımda sandık görevlisi, onun yanında da memur üye. Erdoğan çıkarken dördümüzle de tokalaştı.

“FARKLI BİR YÖNE BAKMAK İSTEDİM”

-O malum görüntü ondan sonra mı?

Hayır o daha önce. Erdoğan içeri girince sandık başkanıyla tokalaştı. Kimliği masanın üstündeydi. Ben başkanın yanına oturmuştum. Zarf, pusula ve tercih mührünü veriyordum. Erdoğan’a pusula ve mührü uzatacağım sırada başkan elimden alıp kendisi verdi. Erdoğan oyunu kullandı. Oyunu kullanırken kameralar çekim yapıyordu. O anda kameralara bakmak istemedim. Önce başımı öne eğdim. Sonra kafamı çevirdim. Farklı bir yöne bakmak istedim. Orada olmak gerçekten gergin bir şeydi benim için. Diğerleri heyecanlanıp kıpır kıpır dururlarken, ben orada olmanın rahatsızlığını, gerginliğini yaşıyordum.

-Daha sonra bu fark nedeniyle bir sorun yaşadınız mı?

Hiçbir şekilde hiçbir şey yansıtmadılar.

-Görüntülerin kamuoyuna böyle yansıdığını ne zaman anladın? Böyle bir reaksiyon tahmin ediyor muydun?

Aslında yok. Böyle bir şey olacağını çok düşünmemiştim.

Sonra Whatsapp’tan arkadaşlar yazdı. Bir baktım olayın boyutu değişmiş. Sonra bir arkadaşım geldi, “Sen fark etmedin galiba durumu” diye bana Twitter’daki paylaşımları gösterdi. Olay almış yürümüştü.

Bir şey yapmam gerektiğini biliyordum. Hiçbir şey yapmadan duramazdım. Aslında çok fazla seçeneğim de yoktu. Ben de beden diliyle tepkimi ortaya koymayı seçtim.

“HİÇBİR SORUN YOK GİBİ DAVRANAMAZDIM”

-Seni hedef gösterenlerden bazıları “Nasıl bir nefretle kodlanmışlar” gibi şeyler yazdı. Neden böyle yaptın, nefretle kodlanmaktan mı?

Nefret değil aslında. Sonuçta benim aynı pencereden bakmadığım, dünyaya 180 derece farklı baktığım bir insanla aynı karede, aynı yöne bakar halde poz vermek istemedim, onun yüzüne bakmak istemedim.

Kimliğim belli, duruşum belli… Bunun politik altyapısına dair çok şey de söylenebilir. Ankara Garı’ndan (10 Ekim Ankara Katliamı) tut da 25 yılda yaşananlara… Metin Lokumcu’nun anısı var, Gezi’de yitirdiklerimizin anısı var, Elif Çermik’in anısı var, Suruç’un anısı var, Taybet Ana’nın anısı var, Soma’nın anısı var. Yitirdiklerimiz, hapsedilenlerimiz, işi ve geleceği elinden alınanlarımız, çocuk istismarları, kadın cinayetleri…

Onların çizdiği kadın çizgisinde olmayan bir kadın olarak söyleyecek çok sözüm var. “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, fıtratına aykırı” diyen adama tepki göstermemek fıtratıma aykırı. Yıllardır kadın mücadelesinin içerisindeyim. Aynı karede hiçbir farkımız, sorunumuz yok gibi davranamazdım.

“İYİ Kİ YAPMIŞIM”

-Hedef gösterenler oldu?

Hiç okumadım.

-Tedirgin oldun mu?

İster istemez. Olayın boyutunu görünce… Bu kadar yayılacağını çok beklemiyordum.

Bence benim gibi olan ya da benim gibi düşünen herkesin tepkisini göstermesi gerekirdi, doğru olan buydu.

-Bir de destek mesajları, hatta yolda yakalayıp selfie çektirenler…

Onlara engel olamadım. İnsanlar öyle güzel, candan bir şekilde karşıladılar ki… Hele kadınlar, kadınların sarılması, öyle candan, öyle sıkı… “Yok ya, iyi ki yapmışım” dedim yani. İyi ki böyle bir şey olmuş yani.

sendika.org / Odatv.com


Youtube Kanalımızı Takip Edin