Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, ezanlarımızı sustutramayacksını, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz. Bu halka boyunduruk vuramayacaksınız” deyince salonda duygu seli yaşandı. Salondakiler ayağa kalkıp alkışlarken, ağlayanların olduğu görüldü. Erdoğan, PYD elebaşısı Salih Müslüm'e yönelik: “Birileri meydan okuyorlar, ‘Suriye Türkiye için şöyle böyle olacak’ diye. Önce siz ne olacağınızın hesabını yapın. Türkiye’ye tehdit unsuru oluşturacak olan kim olursa olsun, askeriyle, korucusuyla gereğini yapacak. dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suriye’ye yönelik operasyona ilişkin olarak, “Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizi tehdit eden DAİŞ, PYD gibi terör örgütlerine yönelik bir operasyonu ordumuz başlatmıştır” dedi. “Şu anda da ne yazık ki Suriye’den ülkemize Gaziantep, Kilis, tüm bu bölgelere yapılan bu saldırılar artık işi bir yere kadar getirdi” diyen Erdoğan, “Artık ‘Bu iş burada noktalanması lazım’ dedik. Bu sabah 04.00 itibariyle bu iş başladı” ifadesini kullandı. PYD lideri Salih Müslim’i işaret eden Erdoğan, “Birileri meydan okuyorlar, ‘Suriye Türkiye için şöyle böyle olacak’ diye. Önce siz ne olacağınızın hesabını yapın. Türkiye’ye tehdit unsuru oluşturacak olan kim olursa olsun, askeriyle, korucusuyla, milletiyle vardır, var olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen engelliler etkinliğinde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Ankara ve İstanbul’daki şehitlerimizin sayısı dün itibariye 241 oldu. Bu vesileyle şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimiz bir daha böyle ihanetler yaşamasın diye Rabb’ime duada bulunuyorum. 15 Temmuz’u Türkiye’nin kara günü haline getirmeye çalışanlar. O gece karşılarında her siyasi görüşten insanıyla kenetlenmiş, bir ve beraber olmuş bir milleti buldular. Sizi buldular. Engelli kardeşlerimizin de o gece sokaklarda olduğunu, tankların önüne dikildiğini, darbelerin karşısında durduğunu çok iyi biliyorum. Üsküdar’da tankın üstüne çıkan spastik engelli bir kardeşimiz, kahramanlığıyla herkesin hayranlığını kazandı. Onlara adeta ilham kaynağı oldu. Koltuk değnekleriyle, tekerlekli sandalyeleriyle, bastonlarıyla, yakınlarının yardımıyla yollara düşen engellilerimizin yürekleri her takdirin üstündedir. Her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye, her kesimiyle birlikte engellilerin de istiklaline ve istikbaline sahip çıkan bir ülke olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Ne FETÖ, ne PKK, ne DAİŞ… Hiçbir terör örgütünün, hiçbir gücün bu birlik ve beraberlik karşısında başarılı olma şansı yoktur. İşte, içeriden dışarıdan bütün bu saldırılar, bakın bu sabah dört itibariyle, Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizi tehdit eden DAİŞ, PYD gibi terör örgütlerine yönelik bir operasyonu ordumuz başlatmıştır.

Bir millet, şüphesiz onuruyla var olur. Bir millet, istikbal mücadelesine, istiklal mücadelesine iman etmesiyle vardır. Şu anda da ne yazık ki Suriye’den ülkemize Gaziantep, Kilis, tüm bu bölgelere yapılan bu saldırılar artık işi bir yere kadar getirdi. Artık “Bu iş burada noktalanması lazım” dedik. Bu sabah 04.00 itibariyle bu iş başladı. Birileri meydan okuyorlar, “Suriye Türkiye için şöyle böyle olacak” diye. Önce siz ne olacağınızın hesabını yapın. Türkiye’ye tehdit unsuru oluşturacak olan kim olursa olsun, askeriyle, korucusuyla, milletiyle vardır, var olacaktır.

Bu milletin arkasında, kendi vatandaşlarımızla birlikte dünyanın her yerinden milyonlarca kardeşimizin duası vardır. Allah’ın izniyle önümüze çıkacak olan tüm engellerin üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bugün geleceğimize 15 Temmuz sabahından olduğundan daha emin, daha güçlü, daha umutlu olarak bakacak bir yerde bulunuyoruz. Bugün burada engelli kardeşlerimizin atamasını yapıyoruz. 14 yıl önce Türkiye’de böyle bir mantık var mıydı? Engelli kardeşlerimizin devlette görevlendirilmesini sağlayan bir mekanizma var mıydı?

Özel sektör burada biraz ağır hareket ediyor. Değerli bakan arkadaşlarımdan rica ediyorum, özel sektörü biraz daha sıkılaştıracağız. Onlar devletten daha geride kalmamalı. “Biz parasını verelim”, kusura bakmasınlar. Biz sadaka değil, orada katkıda bulunmak suretiyle sizlerin istihdam edilmesini istiyoruz. Değerli kardeşlerim, ekonomide faiz indirimi başta olmak üzere olumlu haberler ardı ardına geliyor. Dün yine bir indirimde bulundular, teşekkür ediyorum ama yetmez. Daha da inmesi lazım.

Ekranların başında bizi izleyen vatandaşlara sesleniyorum “Yatırımın, istihdamın, üretimin daha da artması için inmesi lazım” Bunu kendileri aslında kabul ediyor ama birilerinin parası üzerinden para kazanmak suretiyle finans sektörlerini çalıştıranların işine gelmiyor. İşte ABD, Jaaponya, Avrupa hepsi ortada. Onlardaki faize bakalım, bizdekine bakalım. Süratle inmesi lazım. 2023 hedefine ulaşmadaki kararlılığımız, yaşadığımız her olayın ardından daha da perçinleşiyor. Darbeyle, terörle, diplomatik ayak oyunlarıyla Türkiye’nin önünü keseceğini sananların oyunlarını boşa çıkarta çıkarta yola devam ediyoruz. Bizim krize dayanma kat sayımız bayağı bir yüksek. Bize bu tezgahı kuranların bu dayanıklılığı da o kadar yüksek mi? Göreceğiz.

Bugün bizi, terör örgütlerine, darbecilere karşı yürüttüğümüz mücadelede yalnız bırakanların yarın kimseden yardım istemeye yüzde bir hakları bile olmayacaktır. Türkiye’yi Suriye ile tehdit etmek için bölgedeki çatışmaları körükleyerek 600 bin insanın hayatına mal olanlar bunun hesabını asla veremeyeceklerdir. Kendi halkına terör estiren rejim ile mücadele etmek yerine terör örgütlerine yardım edenler sadece kendilerini kandırıyorlardır. Türkiye’nin “teröre yardım etmekle” suçlayanlar ancak ve ancak terör örgütlerine yardım etmektedirler. Bu teröristler lanetlidir, bunlar dikiş tutturamayacaklar. Bunlar da bunun bedelini ağır ödeyecekler. 12,13,14 yaşındaki çocukları terörist olarak yetiştiriyorlar. Canlı bomba olarak yetiştiriyorlar. Bunlar lanetlidir, Rabb’im bunların belasını verecektir.

Kelime-i tevhid bandı asmakla Müslüman olunmaz. Allah, lafzının istismar edilmesiyle Müslüman olunmaz bunların İslam ile alakası yoktur! Bunlar tam aksine İslam’ın başına bela olmuşlardır. Bunların pisliklerini biz temizlemeye çalışıyoruz. Çünkü İslam bir barış dinidir, barış dilidir. Kelimenin itibariyle de İslam “Sin” kelimesinden türemiştir, barıştır anlamı. Kökeni itibariyle barış olan bir dine, bu kadar çocuğun, kadının öldürülmesine fırsat verenleri Allah iflah eder mi? 53 vatandaşımız orada öldürüldü. Bunun bedelini ağır ödeyecekler. Bu ülke de bunu yapmak suretiyle bir darbe girişiminde Türkiye’de 241 kardeşimiz şehit oldu, Gaziantep’te de 53. Dünya ne yapıyor? Seyrediyor. Sağ olsun kınıyorlarmış. Beraber ne yapıyoruz? Ona bakalım. Uluslararası bir mutabakat sağlanmazsa bundan tüm dünya sorumludur.

Dünyada hiçbir devletin yapmadığını, yapamadığını yapıyoruz. 3 milyon Suriyeli ve Iraklı misafirlerimizi topraklarımızda barındırıyoruz. Bombalardan kaçan insanlara kapımızı kapayamazdık. Kapamadık. Ülkemizle ilgili en haysiyetsiz kampanyaların yürütüldüğü yerlere baktığınızda Suriye konusunda hiçbir hayırlı çalışması olmayan ülkelerdir bunlar. Suriye’deki istikrarsızlık yüzünden ortaya çıkan sonuçlara katlanmıyorlar. Hani ne oldu Avrupa Birliği’nden gelecek para? 8. ayın artık sonuna geliyoruz, kaldı 4 ay. Nerede? Yok. Bunlardan sadece nasihat alırsınız. Biz kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz. Ondan sonra diyorlar ki “Erdoğan” kusura bakmayın, “Bizim söylediklerimizi dinlemiyor” Bu milletin şanında bu yok.

Biz, icabında kuru ekmek yeriz. Aziz milletim, bu vesileyle şu kararlılığımızı tüm dünyaya ifade etmek istiyorum. Türkiye, Suriye’de sahneye konulmaya çalışan oyunlara asla müdahale etmeyecektir. Yolumuza taş koymaya çalışanlara, oldu bittiye getirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Bütün imkanlarımızı kullanarak Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumakta kararlıyız. Suriye’nin yönetilmesine Suriye halkı karar versin, dışarıdan birileri değil. Buna dahi tahammül edemiyorlar. PKK’sından YPG’sine tüm terör örgütlerini üzerimize salanlar bu oyunun deşifre olduğunu gördüler. Darbe girişimi, Gaziantep saldırısı dahil olmak üzere bunlara verdiğimiz cevabı her fırsatta tekrarlıyoruz; “Başaramayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, Türkiye’yi bölemeyeceksiniz, ezanlarımızı susturamayacaksınız” 1000 yıldan yürüdüğümüz bu yoldan bizi döndüremeyeceksiniz. Onun için ne diyoruz? “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet” diyoruz.

Her saldırıda zayıflıyoruz sanıyorlar. Tam tersine daha da güçleniyor. Hani Derici Dabba var ya, Dabba deriye her vurduğunda deri güzelleşir. Bu da böyledir. Tam tersine biz bir oluyoruz, iri oluyoruz, diri oluyoruz, hep birlikte Türkiye oluyoruz.

Geçtiğimiz yıl 20 Temmuz’da PKK yeniden terör eylemlerine başladığında Türk siyaseti, toplumu dağınıklık içindeydi. Yıl bitmeden 15 Temmuz öncesi FETÖ ile ilgili farklı düşünceler, kafa karışıklıkları vardı. Darbe girişimiyle birlikte bu şüpheler ortadan kalktı, hep birlikte mücadele ediyoruz. ABD 2. Başkan Yardımcısı burada, kendisiyle birazdan konuşacağız.

Söyleyeceğimiz şu, “FETÖ”nün başı ülkenizde. 1999’dan bu yana ülkenizde. Kendisine özel oturma izni vermişsiniz, ülkenizde yaşıyor. Suçluların iadesi noktasında bir ülke sizden birini istiyorsa “Şöyledir, böyledir deme hakkınız yok. 9. madde bunu gerektiriyor” Bugün kendilerine bunu tekrar söyleyeceğiz, bu arada 85 koli dosya gönderdik. 15 Temmuzla ilgili belgeleri de göndermeye devam edeceğiz. Madem ki biz ortağız, böyle birini ülkenizde barındırmak ABD’ye kaybettirir. Böyle birisini orada barındırmaktansa aramızdaki hukuku gözeterek bu kişiyi bize göndermeniz lazım. Siz bizden istediğinizde biz size gönderdik. Bir değil, iki değil, on değil, hep gönderdik. Türkiye hem kendi geleceği için hem de Suriyeli kardeşlerinin geleceği için hangi adımları atması gerekiyorsa atacaktır.

Artık hiç kimse Suriye meselesini Türkiye’nin iç işlerinden bağımsız göremez. En son İran yönetiminden gelen arkadaşlarla da bunları görüştük. Daha sonra da Dışişleri Bakanı ve MİT Müsteşarımı oraya gönderdim. Orada da bir süreç başlattık. Gerek PKK, gerek DAİŞ, gerek FETÖ olsun… Terör örgütlerinin saldırılarına maruz kalmamızın esas sebebi Suriye’dir. Türkiye’nin yaklaşımı yüzünden amaçlarına ulaşamayanlar bizi terörle hizaya getirmeye çalışıyorlar. İşte dün akşam Kuzey Irak Yerel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani buradaydı, kendisiyle uzun uzadıya bir çalışmamız oldu. Daha sonra Başbakanımızla görüştüler. Irak’ta neler yapabiliriz diye kendileriyle görüştük. Biz 100 yıl öncesini unutmuş olabiliriz, ama herkes tarihi çok iyi hatırlıyor. Ona göre de hareket ediyorlar. Irak, Suriye, Kafkasların yüz yıllar önce bu ülkenin parçası olduğuna, onların öz mü öz kardeşimiz olduğu gerçeğine sırtımızı dönemeyiz! Bazıları hatırlamıyor olsa da herkes biliyor. Terör örgütlerini destekleyen ülkeler, pimi çekilmiş bomba gibi yapıları neden ellerinde tutuyor? Elde etmek istedikleri çünkü çok büyük. “